Suskunluk Duvarını Yıkan İsim: Serhat Tunç’un Çıkışı ve İl Yönetimine Açık Sorular
Eskişehir’de uzun süredir konuşulan ama yüksek sesle dile getirilmeyen bir dosya nihayet açıldı. 2024 yılına ait Sayıştay bulguları kamuoyuna yansıdı. Raporlarda yer alan çok sayıdaki usulsüzlük tespiti iddiası, doğal olarak vatandaşın zihninde tek bir soruyu büyüttü:
Bunca zamandır neden kimse konuşmadı?
Daha doğrusu — neden konuşulmasına izin verilmedi?
Aylar boyunca ne meclis kürsüsünden güçlü bir çıkış duyduk, ne de teşkilat düzeyinde net bir siyasi tavır gördük. Oysa Eskişehir kamuoyu gelişmeleri izliyor, raporları okuyor, değerlendirmeleri takip ediyordu. Siyasi muhalefetin temel görevi denetimdir. Sessizlik ise denetim değildir — tercihtir.
Ve bu sessizlik, dün tek bir isimle bozuldu:
Serhat Tunç.
Yeni atanan ilçe başkanı Serhat Tunç’un yaptığı sert ve net açıklama, dosyayı yeniden kamuoyunun merkezine taşıdı. Sayıştay bulgularına ilişkin suç duyurusu hazırlığı mesajı verilmesi, siyasette olması gereken refleksin nihayet ortaya konduğunu gösterdi. Bu çıkış klasik ezberleri bozan bir duruştu. Ölçülü değil — kararlıydı. Kontrollü değil — doğrudandı.
Açık konuşmak gerekir:
Serhat Tunç, parti içi dengeleri değil, kamuoyunun denetim beklentisini önceleyen bir çizgi ortaya koydu. Bu, yerel siyasette nadir görülen bir dik duruştur. Risk aldı. Geri durmadı. Beklemedi. Talimat zincirine sığınmadı.
Siyasette bazen bir kişinin cesareti, kalabalıkların suskunluğunu dağıtır.
Dün Eskişehir’de olan tam olarak buydu.
Ancak asıl dikkat çekici olan başka bir tablo daha var:
Serhat Tunç bu kadar net ve sert bir açıklama yapmasına rağmen, AK Parti İl Başkanlığı yönetiminden ve birçok meclis üyesinden görünür bir destek gelmemesi. Ne sahiplenen bir paylaşım, ne güçlü bir destek mesajı, ne de kurumsal arka duruş…
Bu noktada gözler doğrudan İl Başkanı Gürhan Albayrak ve il yönetimine dönüyor.
Çünkü şehirde uzun süredir sorulan soru şu:
Sayıştay bulguları ortadayken neden aylarca tek kelime edilmedi?
Kamuoyunda Gürhan Albayrak hakkında çeşitli iddialar ve tartışmalar zaten konuşuluyordu. Belediyelerle ticari ilişkiler kurulduğu yönündeki söylemler, teknik üretim ve tedarik alanlarındaki iş bağlantıları iddiaları, yatırım programları ve arazi süreçlerine dair kulis bilgileri… Bunların doğru ya da yanlış olması ayrı bir başlıktır — ancak bu kadar yoğun konuşulan bir gündemde İl Başkanlığı makamının suskun kalması siyasi olarak sorgulanır.
Eleştiri şudur:
Bir il başkanı, kamuoyundaki bu ölçekte tartışmalar varken neden açık ve net bir mesafe ve şeffaflık ortaya koymaz?
Neden teşkilat aylarca frene basar?
Neden konuşanlar değil, susanlar çoğalır?
Neden denetim raporları değil, küçük gündem başlıkları büyütülür?
Küçük bir su kesintisinde bile kalabalık basın açıklaması organize eden il yönetiminin, Sayıştay raporları karşısındaki suskunluğu siyasi bir çelişkidir. Bu çelişkiyi görmemek mümkün değildir.
Serhat Tunç’un çıkışı bu yüzden değerlidir. Çünkü bu çıkış, “bekleyelim” siyasetini değil, “hesap soralım” siyasetini temsil etmektedir. Teşkilat içi konforu değil, kamusal sorumluluğu öncelemektedir.
Bugün Eskişehir şunu not etmiştir:
Konuşan kim oldu? → Serhat Tunç.
Suskun kalan kim oldu? → İl yönetimi.
Siyaset, makamı koruyanları değil, risk alıp konuşanları yazar.
Serhat Tunç’un ortaya koyduğu bu dik duruş, yerel siyasette yeni bir kırılmanın başlangıcı olabilir. Kamu yararı adına konuşan her siyasetçi gibi o da eleştirilecektir — ama en azından susmamıştır.
Ve bazen en büyük fark budur.